Anti-aging kavramı da işte daha genç ve canlı görünmek için işleme konulan tüm bu uygulamaların genel adıdır. Zira kişi doğduğu anda taptaze ve capcanlı olan cilt her geçen gün ve 30 yaşından sonra hızlı bir şekilde doğal koşulların etkisiyle yıpranır, deforme olur, yaşlanır. Kişinin sağlıksız beslenmesi, hareketsiz yaşam sürmesi, güneşe ve soğuğa korumasız çıkması, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkları, gününü rutin stresi, kullanılan ilaçlar cildi yıpratan, kişiyi yaşlandıran faktörlerdir. Tüm bu olumsuz koşular ciltte esneklik kaybı, lekeler, izler, hacim kaybı, mat bir görünüm, sarkmalar, kırışıklıklara sebep olmaktadır. Bunlarla mücadele etmek, geçen zamana karşı koymak işte bu anti-aging olarak adlandırılan geniş kapsamlı uygulamalarla mümkün olmaktadır. Anti-aging kapsamında uygulanan sayısız işlem vardır.

Kime hangi anti-aging uygulamasının yapılacağı nasıl belirlenir?

Tıpta da kozmetik alanında da önemli olan husus kişinin ihtiyacıdır. Bu bakımdan yaşlanma karşıtı bir uygulama isteyen kişi kliniğe veya güzellik merkezine gittiğinde öncelikle kişinin şikayetleri dinlenir, cilt analizleri yapılır ve tam olarak ihtiyaç ne ise, sorun nerede ise o alan yönelik uygulama yapılır. Burada kişinin yaşı ve ihtiyaç durumu önemlidir. Zira yaşı fazla ilerlememiş kişilerde basit işlemler yeterli olurken ilerleyen yaş grubunda çok daha kompleks, karmaşık uygulamalar, hatta cerrahi operasyonlar uygun bulunur. Anti-aging uygulamaları bir kremden, bir cerrahi operasyona kadar uzanabilen geniş bir yelpazedir.

Anti-aging uygulamaları hangi yaş grubundan başlar?

Anti-aging için belli bir yaştan bahsetmek çok da mümkün değildir. Zira her yaş grubundaki kişiler aynı oranda deforme olmaz, her yaşın, her yaşamın kişilere getirdiği ve kişilerden götürdüğü şeyler değişiklik gösterir. Örneğin 20-30 yaş arasındaki kişilerde genellikle anti-aging uygulamaları basit kremler şeklindedir. Ancak bazen 20-30 yaş arasında olduğu halde göz çevresinde, alnında, göz kapaklarında kırışıklıklar, deformasyonlar olan kişiler anti-aging isteğiyle kliniklere başvurmaktadır. Öncelikle kişinin mimiklerine göre oluşan kırışıklıklar 20’li yaşlarda bile başlayabilmektedir. Bu kişilerin genetik olarak kolajen yapısı zayıftır ya da çok sert mimikler kullanıyordur.

20’li, 30’lu yaşlar anti-aging uygulamaları

Normalden daha erken olarak kabul edilen 20’li yaşlardaki kişilerde genellikle üst yüze “botinin toksin” adı verilen botoks uygulamaları çok yaygındır. Burada kişinin mimiklenmesinden kaynaklanan deformasyonlar yok edilmeye, mimiklenme yavaşlatılmaya çalışılır. Ancak 30’lu yaşlara gelindiğinde ciltte hacim kayıpları yaşanır. Örneğin gençken yanaklar daha belirgin ve güçlü, çene altında daha ince bir doku vardır. Yaş ilerledikçe yanak dokusu aşağı doğru iner ve çene altında doku birikmesi gözlenir.

Bu sebeple yanakta çökmeler, çene altında birikmeler olur. İşte 30’lu yaşların anti-aging uygulamaları da daha çok bu kapsama hitap etmektedir. Yanaklarda veya cildin diğer alanlarında kaybedilen hacim kolajen dolgularla geri kazanılabilmektedir. Bu sayede cilt nem ve dolayısıyla esneklik kazanır hem de eksilen hacim geri gelir, kişi daha dinç, genç, fresh görünür. Bu tür vakalarda iğneli uygulamalar tercih edilmektedir. Küçük iğneler kullanılarak cilt altına botoks ya da kolajen dolgu enjekte edilir. Lokal anestezi altında gerçekleştirilen bu basit uygulamalar 10-30 dakika sürmektedir. Botoks uygulamalarının etkisi birkaç gün sonra görülebilirken, kolajen dolgu uygulamalarından anında etki alınır.

Özel Trim Sağlık Polikliniği Bodrum